SORU SOR

BİLGİ DANIŞMA HATTI: 0(224) 451 6551

Kardeş Kıskançlığı

Kardeş Kıskançlığı
Son Güncelleme: 31.01.2013 , Okunma: 4185
Kıskançlık insan için doğal bir duygudur. Doğuştan getirdiğimiz özellikler arasındadır. Çocuklar kıskançlık duygusuyla yaklaşık 2 yaş civarında tanışırlar.Anne-babasını çevredeki herkesten kıskanarak onları asla paylaşmak istemezler.

2-3 ve 4 yaş dilimlerinde eve bir kardeş geldiyse, büyük çocuk artık kendisinin sevilmediği duygusuna kapılarak kendi iç dünyasında fırtınalar yaşar. Ve genellikle bu fırtınayı dışarıya da yansıtır. Çocuk o güne kadar kendisine ait olduğunu sandığı anne-babasını kardeşiyle paylaşacağını anladığında iç dünyasında çok farklı duygular hisseder. Çocuk, içindeki bu karmaşaya kendisi de bir anlam veremezken huzursuz, en ufak bir şeye ağlayan, mutsuz, hırçın, söz dinlemeyen bir çocuk olup çıkar. Çocuğun sanki kişiliği değişmiştir. O güne kadar uslu, sakin, sevecen ve neşeli olan çocuk gitmiş, sanki yerine başka bir çocuk gelmiştir.

Annenin, gebeliğin son aylarında ağırlaşmasıyla isteksiz ve yorgun oluşu, kucağına alamayışı, çocukta sevilmediği duygusunu yaşatmaya başlar. Anneyi çevresinde dolaşarak, olmadık isteklerde bulunarak, huysuzlaşıp ağlayarak sınar.

Anne yeni bir varlıkla eve dönüp, tüm çevre yeni bireye ilgi gösterince artık sevilmediğini, yeni çocuğun artık kendi yerini aldığını düşünür.

Bir süre yeni doğan bebeği sevebilir. Daha sonra da “ çocuğu sevdik, artık geldiği yere gitsin” diyebilir. Bebek gitmeyince kıskançlık belirtileri başlar. Kendi yerini alacağını düşündüğü bebeğe benzeyerek, annesinin ilgisini üstünde tutmaya çalışır. Huysuzluk, hırçınlık ve uzun uzun ağlamalar. . . başlayabilir.

İşte bu dönemde duyguları fark edilmeyen, eskisi kadar ilgilenilmeyen, sevgi sözcükleri önceye nazaran eksilen, sanki bir köşede unutulan çocuklar kıskançlık duygusunu içlerinde çok fazla büyüterek bu duyguyu, öfke, nefret, korku ve kendine acıma duyumsamalarını da ekleyerek sorunlu ve davranış bozukluğu olan çocuklar haline gelebilirler.

Kardeş kıskançlığını aşırı duyumsayan çocukların uyku düzenleri bozulur, geceleri uyanarak anne-babanın yanına gitme davranışı gösterebilirler. Rüya gördüklerini, çişlerinin geldiğini, korktuklarını bahane ederek ilgiyi kendi üstlerine çekmeye çalışırlar. Bu çocuklar bebeksi davranışlara da geri dönebilirler. Kardeşi gibi altını ıslatma, altına kaka yapma, parmak emme, annesinin memesinden süt içmeye çalışma gibi girişimleri olabilir. Gündüz ve geceleri aşırı sinirli huzursuz bir görünümleri vardır. Anne-baba, babaanne ve anneanne gibi çevresindeki insanlara karşı saldırgan davranışlar gösterebilirler. “Beni tuvalete götür. Beni annem yedirsin. Benim de altımı bağlayın ” gibi davranışlar geliştirebilir.

Yeni doğan kardeşlerinin canlarını yakabilirler. Fiziksel bir rahatsızlıkları olmadığı halde psikomatik belirtiler gösterirler. Karın ağrısı, mide ağrısı, ateşi olduğunu söyleme gibi. Sık sık kardeşlerine karşı olumsuz duygularını dile getirebilirler.

Yıkıcı bir yoğunlukta olan kıskançlık duyguları iyileştirilmeyen çocukların, kardeşleri büyüdükçe kıskançlıklarının da büyüdüğünü biliyoruz. Sık sık kardeşini düşürmek, aşağılamak, alay etmek, farkında olmadan ! canını yakmak, onunla oyun oynamamak, kavga çıkarmak, yalana başvurmak bu çocuklarda görülen davranış bozuklukları arasındadır. Tüm bunlara ek olarak bazı çocuklar bu süreçte aşırı bir hareketlilik halinde, bazılarınınsa, içe dönme davranışında bulunduğu gözlenmiştir.

Ana-babaya sahip olma yarışında çocuk kardeşini kıskandığı için onu yok etmek, ya da en azından yerini almak için reddetme yolunu arar. Yüz yüze rekabetle, reddetme rekabeti arasındaki karşıtlığa önem vermek gerekir.

Kıskançlığın özüne indiğimizde, bu duyguyu davranış bozukluğu haline dönüştüren insanların; özgüvenlerinin gelişmediğini, kendilerini sürekli başkasıyla karşılaştırdığını, onların üstün yönlerini düşünüp eziklik hissettiklerini ve ruhsal olarak ezildikçe daha da kıskanç oldukları görülmüştür.

Çocuk için en değerli varlık anne olduğuna göre onu babalarıyla bölüşmek kolay, dayanılır bir duygu değildir. Hele küçük bir çocuk için, kendisi varken, ikinci bir kardeşe neden gerek duyulduğunu anlamak çok güçtür. Anne sevgisini yitirmek korkusu, daha yeni bir kardeş geleceğini öğrendiği anda içini sızlatmaya başlar.

Her çocuk kardeş kıskançlığını duyumsar ama bunu doğal koşullarda ve sınırlarda yaşarsa, kişilik gelişimini zedeleyen bir risk faktörü oluşmaz. Ancak bazı çocuklarda kardeş kıskançlığı davranış bozukluğu boyutlarına ulaşabilir. Çocuklarda kardeş kıskançlığının davranış bozukluğuna dönüşmemesi için anne-babaların çocuklarına yaklaşımlarında çok dikkatli olması gerekmektedir.

Kıskançlığı Körüklemek : Ya çocuklardan birisini açıkça dışlayarak, ötekini severek, ya da birisinin yaptıklarını beğenerek, diğerini beğenmeyerek rakipler arasındaki saldırganlığı muhtemelen tehlikeli kılmaktır. Ana-babalar ateşe körükle gidercesine yanlış bir eğitim uyguladıkları ölçüde kardeşler arası rekabetin tehlikeli olaylara yol açabileceğini düşünebiliriz.

Kıskançlığı Engellemek: Saldırgan çocuk ya şiddetle cezalandırılarak ya da onda belirgin suçluluk duygusu uyandırılarak, rekabet duygusunun açığa vurulması yasaklanır. Ailelerin çoğu, çocuklar arasındaki kavgadan nefret eder. Rakip kardeşlerin birbirlerini dövmelerine tahammül edemezler. Gördüğümüz gibi bu yanlıştır. Çünkü saldırganlıklar doğrudan doğruya belli bir ölçüde doyuruldukları zaman, yarışma anlayışı içinde toplumsallaşabilir ve eğitilebilir.

Kardeşler arası rekabet, kişiliğin oluşması sürecinde, çatışmaların yararlılığını gösteren iyi bir örnektir.

Ancak buna karşılık, engelleme ve baskı olduğu zaman kardeşler arası rekabet bilinçdışına itilebilir. Anne-babalar bunun üzerine şöyle söyler: “ Hiç kardeşlerini kıskanmıyor, onlarla hiçbir zaman kavga etmiyor. ” Bununla beraber rekabet tepkilerinin ortadan kalkmadığını, çatışmanın, yer altının yolunu tutarak bilinçdışına aktarıldığını unutmamamız gerekir.

Yenidoğanla kişilik rekabetine girildiğinde çoğu zaman geriye dönüş artıyor. Küçük bir kardeşin doğuşu çok belirgin düşmanlık duygularıyla birlikte büyük kardeşte şiddetli bir kıskançlığa yol açabilir. Çoğu zaman bebeğe bakmayı reddetmekle ve küçümseyici nitelendirmelerle kendini açığa vurabilir. “Bunun rengi kırmızı, bağırıyor, pis kokuyor” ama bir çocuğun hep bu duygular içinde olması olanaksızdır. Hem böyle sürecek olursa ana-baba buna izin vermez, çok geçmeden düşmanlığın ya da ilgisizliğin yerini hayranlığın aldığı görülür. “Küçük kardeşini kıskanmıyor, onu seviyor” der ana annesi veya babası. Gerçekten de küçük kardeşe hayranlık duymaya başlayabilir.

Bazı durumlarda büyük çocuk bu duygularını şu isteklerle de dışa yansıtabilir. Örneğin; Küçük çocuk gibi sevilmek ve okşanmak ister. Küçük çocuğa ne veriliyorsa ondan ister. Artık süt sevmediği halde süt ister, biberon isteyebilir. Bir gün bebek hastalanacak olsa, oda aynı ilaçtan ister.

Çocuğun çok sık görülen kaprisleri, eşit olarak sevilme isteği parmak emmesi ve bir küçük kardeşin dünyaya gelmesiyle geceleri altını ıslatmayla kendini belli eden bu kimlik alma olayı ılımlı geçiyor ve kısa sürüyorsa olağan düzeydedir.

Buna karşılık, yeni doğan rakibin kimliğine bürünerek, yeni doğan gibi davranıyorsa ve bu durum uzun sürüyorsa, bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekebilir. Eğer bu durum okul yaşındaki bir çocukta yaşanıyorsa, kendini edilgenlikle, çaba harcamaktan kaçınmakla hayalcilikle kendini açığa vuruyor olabilir.

Kardeş kıskançlığı her ne kadar doğal ve normal olarak yaşanabilecek bir duyguysa da anne babanın tavır ve tutumları kardeş kıskançlığını azaltabilir yada artırabilir. Bu nedenle anne babalara kardeş kıskançlığını yatıştırabilecekleri bazı önerilerde bulunabiliriz.

 

Anne Babalara Öneriler

1- Ayrıca sözler davranışlar ile desteklenmelidir. Çocuğun ilgisini ve sevgisini sürdüren bir anne, çocuk bebeğe yaklaştıkça “Aman kardeşine dokunma” diye tepki gösterirse, hele kardeşe vurup kaçtığında “Ne yapıyorsun, kardeşini öldüreceksin” derse çocukta kardeşine karşı öfke artar, onun el üstünde tutulduğu duygusu kök salar. Çocuğun duyguları anlayışla karşılanmalı, ancak kardeşine vurmasına izin verilmeyeceği de kesin bir dille anlatılmalıdır.

2- Anne ve evdeki herkes, bebeği gösterişli bir biçimde okşayıp sevmekten kaçınmalıdır. Annenin bebekle uğraştığı bir sırada babanın da çocukla ilgilenmesi yararlı olabilir. Anne bebeği uyuttuktan sonra çocuğuyla ayrıca ilgilenmelidir.

3- Annenin, sevgisini kanıtlamak için aşırı bir çaba göstermesi gerekmez. Örneğin öteden beri kendi odasında yatan bir çocuğu, ana-baba yanında uyutmak gereksiz bir önlemdir. Ana-baba odasında yatan bir çocuğun, bebek geldikten sonra odasını ayırmak da o ölçüde sakıncalıdır. Oda ayırma işinin çok önceden yapılması gerekir. Kaldı ki zaten çocukların anne babalarının odasında ve/ veya yataklarında uyumaları doğru değildir.

4- “Kardeşin doğunca seni yine eskisi kadar seveceğiz. Seni de kardeşini de hiç ayırt etmeden seveceğiz.” Gibi bir açıklama doğru olmayabilir.. İlk çocukla yeni doğacak çocuğu karşılaştırarak kardeş rekabetine ortam hazırlamış olunabilir. Onu eskisi kadar seveceğinizi anlatmak isterken çocuk yalnızca kardeşinin sevileceğine dikkat edebilir.

5- Çocuk sürekli “eşit sevgi” sözünün doğru olup olmadığına dikkat edecektir. Bunun için yapılabilecek en iyi açıklama; herkesin farklı olduğunu, hiç kimsenin iki kişiyi aynı şekilde sevemeyeceğini, sevgilerinin farklı olduğu söylenmelidir. Bu şekilde yeni doğmuş kardeşine ve kendine karşı davranışınızın farklı oluşunu açıklayacak zemini hazırlamış olursunuz.

6- Çocuğunuza sürekli olarak ikisinin eşit olduğunu, oyuncaklarında, giyimlerinde vb. vurgulamamız çocuk özellikle büyük çocuk için üzücü olabilir. Çünkü çocukların farklı özelliklere sahip olduklarını ve farklı şeyleri paylaşmayı öğrenmeleri gerekir. Zaten bu farklılığı öğrendikleri zaman kıskançlıkta azalacaktır.

7- Çocuk kardeşini sevmek zorundaymış gibi bir duyguya kapılmamalıdır. Olumsuz duygularını dışa vurunca suçlanmamalıdır. “O sana ne yaptı”, “Böyle bir çocuk sevilmez mi?” gibi sözler kıskançlığı arttırır. Bunun yerine ona “Ona kızmakla haklısın, bak beni de uğraştırıyor, ara sıra bende kızıyorum.” Demek çocuğun içine su serper, onu rahatlatır. Çocuğa, kıskançlığını anladığını “Kardeş geldi diye seni eskisi gibi sevmediğimi düşünebilirsin, ama ben seni eskisi kadar seviyorum. Benim de kardeşim doğduğu zaman öyle sanmıştım. Hem kardeşime hem de anneme kızmıştım ve huysuzlanmıştım.” Anneyi çocuğa yaklaştıran sözlerdir.

8- Kardeşi doğumdan önce, onun anlayabileceği dilde bunu anlatın.

9- Kardeşinin doğmasının onun sevilmeyeceği anlamını taşımadığını, onu her zaman seveceğinizi ifade edin.

10- Küçük bir bebeğin gereksinimlerinin neler olabileceği konusunda çocuğunuzu bilgilendirin. Bir zamanlar kendisinin de aynı şekilde bakıma gereksinimi olduğunu ve o zaman ki hoş anıları onun paylaşın. Böylece çocuğunuz psikolojik olarak bazı durumlara hazırlıklı olacaktır.

11- “Böyle kardeş sevilmez mi?” “Neden sevmiyorsun” Bak çok tatlı” gibi söylemler kıskançlık duygusunu olumsuz yönde körükler.

12- Bebeğin bakımından ve sorumluluğundan çocuğunuzu sorumlu tutmayın. İlk çocuğunuzun ikinci doğan çocuğunuzdan tek farkı birkaç yıl önce doğmuş olmasıdır. Her ikisinin de çocuk olduğunu unutmayın. “ sen büyüksün, o daha küçük ..” gibi cümleler kardeş kıskançlığı yaşayan kardeşlerin en sık duyduğu cümlelerdendir ve yanlıştır.

13- “Kardeşin doğacak senin pabucun dama atılacak” gibi sözler söylememeleri için yakınlarınızı uyarın.

14- Çocuğunuza kardeşiyle ilgili ufak sorumluluklar verin. Birlikte altını değiştirmek, onu oyalamak, biberonunu getirmek gibi. Ama bu sorumlulukların küçük olmasına, hiçbir zaman onun mecburiyetleri gibi algılanmamasına ve dayatılmamasına dikkat edilmelidir.

15- Eğer kardeşine onun giysilerini verecekseniz bunu mutlaka çocuğa danışın.

16- Çocukların yanında diğerini övmeyin, kıyaslamayın. Büyükler küçükleri kıskanacağı gibi, küçüklerde büyükleri kıskanabilir.

17- Çocuğunuza “Sen artık abisin/ablasın” gibi yüklemeler yapmayın. Bırakın o da çocukluğunu doya doya yaşasın.

18- Kardeşler arasında kıskançlık hissettiğinizde onları birbirinden uzaklaştıracak değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratın. Ancak bu, onlar arasında yargıç olmanızı ve haklı kim / haksız kim gibi bir seçim yapma durumuna düşürmemelidir.

19- Kardeşlerin oyununa karışmayın, tartışmaların taraf olmayın ufak sorunlarında onlara müdahale etmeyin. bırakın sorunların kendileri çözüm üretsinler.

20- Unutmayın ki kardeş kıskançlığı davranış bozukluğu halini aldığında olumsuz bir duygu olmaktadır. Sınırlarında yaşandığında çocuğun kendisine kardeşine ve çevresine zarar vermez. Tam tersine çocuğun rekabet duygusunu ve sosyalleşmesini sağlayan olumlu ve yapıcı bir süreçtir de denilebilir.

21- Kardeş kıskançlığı her ailede görülür. Normal standartlar içinde yaşandığında normaldir. Davranış bozukluğu halini aldığında anormaldir. Önemli olan onu yatıştırmaktır.

Diğer Çocuk Psikolojisi Makaleleri

Kullanım Koşulları ve Yasal Uyarı

© 2020 Tüm Hakları Saklıdır Bursa Çocuk Psikolojisi, Çocuk Psikoloğu. Site: 3 Ünlem Tasarım